| Ilgın Tarihçesi |
Adının KaynağıIlgın İç Anadolu ile Batı Anadolu arasında geçiş yolu üzerindedir. M. Ö. 2 bin coğrafyasında adı Pitaşşa, klasik dönemlerde Doğu PHRYGİA, antik çağda Romalılar tarafından ASİA olarak adlandırılan bölge GALATİA, PİSİDİA ve LYKAONİA topraklarının kesişme noktasında bulunmaktaydı. Bizanslılar zamanında ise ANATOLİKON THEMASI içinde yer almaktaydı. Klasik Çağlarda IlgınTarihi araştırmalarda yerleşme yerlerinin tesbiti için zincirleme devam eden yerleşme Geleneğini takip etmekte yarar vardır. Prehistorik çağı oluşturan Paleolitik dönem M. Ö. 1. 000. 000-10. 000, Mezolitik M. Ö 10. 000-8. 000, Neolitik M. Ö. 8000-5500 yerleşmelerine dikkat etmek gerekmektedir. Bizanslılar Döneminde IlgınPerslerin Büyük İskender'e yenilmesiyle Anadolu Büyük İskenderin eline geçmiştir. Bergama hamisi olarak Anadoluda kök salan Roma, Bergama nın her başarısından sonra nüfusunu artırmıştır. M. Ö. 138 yılında Bergama kralı olan 3 Attolos bir vasiyetnameyle Bergama şehri dışındaki bütün toprakları Roma'ya bırıkmıştır. Bu dönemden sonra da Ilgın'ın Roma ve Bizanslıların eline geçtiğini görmekteyiz. 10. Yüzyılın başlarına kadar bölge Bizans ve Arap ordularının saldırılarına maruz kalmıştır. 956 Yılında Nikephoros Phakus tarafından alınmıştır. Bölge ve Ilgın'da dahil olmak üzere 11. Y. Y. ilkbaşlarına kadar Bizans egemenliği hüküm sürmüştür. Büyük Selçukluların Anadoluyu Fethi ve Ilgın
Anadolu Selçukluları ve IlgınAnadolu Selçukluları döneminde Akşehir'in vilayet olduğunu valisi bulunduğunu Ilgın'ında Honaz vilayetine bağlı olduğunu görmekteyiz. Ilgın 1220 (H. 617) yılında Alaaddin Keykubat tarafından kayın babası Kir Farid'e verildiği 1227 (H. 625) yılında Mengücek oğullarından Erzincan'ın alınmasıyla bölgenin Erzincan ve Erzurum beylerinden Davut Şah'a verildiği görülmektedir. Anadolu Selçuklularının son zamanlarında Ilgın, birkaç vilayetle birlikte gelirlerinin Afyon'daki Sahip Ata oğullarından Tacettin Hüseyin ve Nasrüdd-din Hasan'a verilmiştir. Ancak Sahip Ata oğulları Karaman oğlu Mehmet Bey den Konya'yı kurtarmak için yola çıkmıştır. İki ordu Akşehir ovasındaki Kozağaç köyü civarında karşılaşmış Değirmen çayı yada Adayan çayı olarak adlandırılan savaşın (1275-H. 675) sonucunda Cimri (Siyavuş) ve Karamanoğlu Mehmet bey komutasındaki ordu, Sahip Ata oğullarını yenmiş, bu bölge Çaylak adında bir beye verilmiştir. Karaman Oğulları Döneminde IlgınBölge Selçuklulardan sonra kısa bir süre Karaman oğulları yönetimine geçmiştir. Ancak Moğol tehlikesi üzerine Karaman oğlu Mehmet Bey Konya'ya geri dönünce, Sahip Ata'nın küçük oğlu Hasan Bey bölgeyi tekrar ele geçirerek Emir Çaylak'ı idam etmiştir. 1302 (H. 702) Tarihinde Eşrefoğullarının başına geçen Mehmet Bey tarafından bölge ele geçirilmiş bu dönem Hamitoğullarından Dündar Bey tarfından alınana kadar 1327(H. 728) devam etmiştir. 1374'de bölgenin 80. 000 altın karşılığı Hüseyin Bey tarafından satılmasıyla hakimiyet Osmanlılara geçmiştir. Osmanlı Devleti Döneminde Ilgın
Ilgın’da Kuvayi Milliye’nin Kuruluşu 9. Ekim 1920 günü Ilgın ve Çiğil isyanlarının son bulmasından sonra Ilgın halkı kendi aralarında milli bir dayanışma isteği duymuş ve eşraftan Ali İspir başkanlığında Kuva-i Milliye resmi teşkilatı kurulmuştur. Bu teşkilatın kuva-i Milliye reisi Ali İspir, Kuva-i Milliye Katibi Şükrü Afacan, üye Mustafa Üçekiz bu üç kişi dışındaki kurucular tespit edilememiştir. Kuva-i Milliye Ilgın Teşkilatı resmen kurulduktan sonra kasaba tellalı vasıtası ile şu ilanı halka yapmıştır. Ey ahali; atıyla silahıyla Kuva-i Milliye Teşkilatı Ilgın Bölüğüne kaydolmak isteyenler en kısa zamanda Ilgın Kuva-iMilliye Reisliğine müracaat etsinler bu çağrı üzerine Ilgın’dan 50 kişinin üzerinde Kuva-i milliye Teşkilatına katılım olmuştur. Kurtuluş Savaşında cephe gerisinde olan Ilgın o yıllarda büyük çapta askeri birliklerin karargah merkezi olması dolayısıyla, çok önemli tarihi olaylara sahne olmuştur. Kurtuluş Savaşında Ilgın1922 yılının 1 mart 21 ağustos tarihleri arasında Fahrettin Altay Paşa komutasındaki 15. 000 kişilik 5. süvari kolordusu Ilgın ilçesinde altı aya yakın bir zaman kalmış ve Ilgın halkı bu zaman içinde Kolorduya elinden gelen her türlü yardımı seve, seve yapmıştır. Kısa bir süre sonra düşmanla karşılaşacak Kolordunun taaruzdan önce uygun bir sahada tatbikat yapması gerekiyordu. Tatbikattan önce Sovyet Büyükelçisi Aralov Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e şöyle bir teklifte bulunur. Sakarya da gördük, siz Türkler Yunan’ı yenebileceksiniz, fakat Boğazlar ve İstanbul’da bulunan İngilizleri tek başına yenemezsiniz. Onun için siz Kocaeli ne doğru ilerlerken bizde Ereğli ve Zonguldak’a çıkarma yapalım, iki koldan İstanbul’a yürüyelim ve beraber savaşalım. Bu beraber savaşalımın nereye kadar gideceğini çok iyi bilen Atatürk Sovyet Büyükelçisi’ ne Hele bir Yunan ı yenelim şeklinde bir karşılık vererek derhal Fahrettin Altay Paşa yı çağırtarak kendisine şunu sormuştur. Sizin süvari Kolordunuzu Teftişe gelirsek, kaç bin süvariyle geçit yapabilirsin paşa şu cevabı verir. 7 ile 8 bin atlıya resmi geçit yaptırabilirim Atatürk büyük bir memnunlukla tamam, 1 Nisanda Ilgın’da teftişe hazır ol Paşam!. . . Gerçekten Atatürk Sovyetlerin teklifinin amacını çok iyi değerlendirmiş ve onlara Savaş meydanında askeri gücü hakkında canlı bir cevap vermek istemişti. O sırada düzenlenmiş olan uygulamaya Atatürk, Sovyet Büyükelçisi Aralov’la, Azerbeycan Cumhuriyeti elçisi Abilof u ve her iki elçilik Ataşemiliterliklerini de bu manevraya davet etmişti. Kalabalık bir heyetle birlikte 1 nisan 1922 günü yanında Cephe Komutanı İnönü Diğer bazı komutanlar askeri ve siyasi konuklarıyla birlikte Ilgın ovasında İkmal ve Eğitim işleriyle Büyük Taaruz’a hızla hazırlanmakta olan süvari Kolordusunu teftişe geldi. Birinci, ikinci ve dördüncü süvari tümenlerinden kurulu süvari Kolordumuz kaplıca yakınınında bulunan Koca Çayır da toplanmıştı. Başkomutan Atatürk’ün emriyle geçit resmine başlandı. 7-8 bin süvarinin bir kısmının mızraklı bir kısmının yalın kılıç ve Allah, Allah sesleriyle savaş nizamında dörtnala geçişleri bir anda Ilgın ovasını mahşer yerine çevirmişti. En başta Fahrettin Altay arkasından generalleri ve kurmayları geçtiler. 3 Tümen süvari askerinin Koca Çayırda tozu dumana katarak uzunca bir zaman süren muntazam ve hırslı geçişi Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ü diğer komutanlarımızı ne kadar heyecanlandırmış ve sevindirmiş ise böyle bir tatbikatı ilk seyreden Sovyet ve Azerbaycan diplomatlarıyla Askeri ateşeleri üzerinde müthiş bir etki yapmıştır. Harekatı inceleyen konuk Rus elçisi kahraman askerlerimizin temsili düşman birliklerine karşı yapmış oldukları hücumlardaki çeviklik ve cengaverliğe hayran kalmış, Atatürk’ e yaklaşarak kulağına fısıldar gibi Anladım Ekselens!. . Bu kahraman ordu karşısında hiçbir kuvvet ayakta duramaz demiştir. Süvari manevrasından sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk konuklarla birlikte Akşehir’deki piyade birliklerimizin hazırlamış oldukları tatbikata gittiler. Ilgın manevralarından memnun kalan Atatürk manevra sırasında çekilen resimlerde Belinde asılı olduğu görülen gümüş kakmalı kılıcı savaşın kazanılmasından sonra Fahrettin Altay Paşaya hediye etmiştir. Daha sonraları Fahrettin Altay Paşa Evimde asılı duran bu kılıca baktıkça süvari birliklerinin geçişi sırasında Mustafa Kemal Atatürk’ün gözlerinde parlayan ümit ışıklarını görür gibi oluyorum demiştir. 21 Ağustos 1922 gecesinde ilçemizden Afyon cephesine doğru harekete geçen 5. süvari kolordusu Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’ nın Akşehir de verdiği tarihi Büyük Taarruz kararından sonra şanlı ordumuzun saflarına katılarak cephenin yarılma sında büyük rol oynamış, 9 Eylül 1922 diğer birliklerle İzmir’e girerek düşmanı denize dökmüşlerdir.
|
